Kalk, kurtulacaksın: Yunus Nadi'nin baş yazısı
Düzenlemenin tam adı
Türkün kulağına akseden ses: Kalk, kurtulacaksın! (Yunus Nadi, 29 Ekim 1933)
Kalk, kurtulacaksın: Yunus Nadi'nin baş yazısı.
Kaynak: Cumhuriyet gazetesi, 29 Ekim 1933Tarayıcı sesi başlatmak için oynatma düğmesine dokunmanızı istiyor.
Bölüm içinde geçiş Diğer başlıklar için kaydırın →
29 Ekim 1933 tarihli Cumhuriyet gazetesi. Fener alayları, taklar ve Boğaz'da gemiler.
Türkün kulağına akseden ses: Kalk, kurtulacaksın! (Yunus Nadi, 29 Ekim 1933)
Kalk, kurtulacaksın: Yunus Nadi'nin baş yazısı.
Kaynak: Cumhuriyet gazetesi, 29 Ekim 1933Cumhuriyet gazetesi, 29 Ekim 1933, birinci sayfa: Cumhuriyetimiz 11 Yaşına Bastı
Cumhuriyetimiz 11 Yaşına Bastı.
Kaynak: Cumhuriyet gazetesi, 29 Ekim 1933Gazinin dehası şarkın karanlık ufuklarında gözler kamaştıran bir güneştir (Ahmet Refik, 29 Ekim 1933)
Ahmet Refik'in Gazi yazısı.
Kaynak: Cumhuriyet gazetesi, 29 Ekim 193310 yılın bilânçosu (Cumhuriyet, 29 Ekim 1933)
64 sayfa yetmedi, 164 sayfa lazımdı.
Kaynak: Cumhuriyet gazetesi, 29 Ekim 1933Büyük Bayram nasıl tesit edilecek (Cumhuriyet, 29 Ekim 1933)
1933'te bayram nasıl kutlandı.
Kaynak: Cumhuriyet gazetesi, 29 Ekim 1933İstanbul'dan bayram haberleri (Cumhuriyet, 29 Ekim 1933)
Halk kürsüleri, köy heyetleri, Yavuz zırhlısı.
Kaynak: Cumhuriyet gazetesi, 29 Ekim 1933Günün şarkısı: Seninle Her Sabah
Mükerrem: Günaydın, Mükerrer Frekans'a hoş geldiniz. Bugün 29 Ekim, Cumhuriyet Bayramı. Bayramınız kutlu olsun!
Müşerref: Bayramınız kutlu olsun! Bugün Resmî Gazete yayımlanmıyor, bayram. Biz de bu sabah başka bir gazeteyi açtık. Tam doksan üç yıl önce, bugün yayımlanmış bir gazeteyi.
Mükerrem: 29 Ekim 1933 tarihli Cumhuriyet gazetesi. Cumhuriyetin onuncu yılı. Bu sabah o gazetenin sayfalarını birlikte okuyacağız: manşetini, baş yazısını, o gün İstanbul'da ve Ankara'da bayramın nasıl kutlanacağını.
Müşerref: Yani bu sabah gündem 1933'ün gündemi. Hazırsanız sayfayı çeviriyoruz.
Mükerrem: Başlamadan önce kısa bir teşekkür: bugünkü programımız Kulular Teknoloji'nin destekleri ile hazırlanıyor. Kulular Teknoloji, sağlık, eğitim, hukuk ve uzay alanlarında kurumlara özel yazılım ve veri sistemleri geliştiren Ankara merkezli bir yazılım şirketi.
Müşerref: Önce sayfanın kendisi. Manşet kocaman harflerle: "Cumhuriyetimiz 11 Yaşına Bastı." Hemen altında: "Büyük Gazi, Büyük Türk Milleti Büyük Bayramınız Kutlu Olsun!"
Mükerrem: Yani Cumhuriyet on bir yaşına basmış. Manşetin iki yanında da iki kutu var. Solda: "Cumhuriyeti kuran Ulu Gaziye bin şükran!" Sağda: "Cumhuriyet için can veren şehitlere bin hürmet!"
Müşerref: Sayfanın ortası da bir resim: bir yanda 1923, bir yanda 1933. Ortada Gazi'nin portresi, altında Türkiye haritası, al bayrak ve önünde "10 Yıl" yazan bir lokomotif.
Mükerrem: En üst şeritte de gazetenin okura küçük bir notu var: bayram şerefine bugünkü sayı ilavesiyle beraber 64 sayfa, fiyatı 10 kuruş.
Müşerref: 64 sayfa! O günün gazetesi için bayağı kalın bir sayı bu.
Mükerrem: Şimdi baş yazıya geçelim. Yazının sahibi gazetenin kurucusu Yunus Nadi. Başlığı da bir çağrı: "Türkün kulağına akseden ses: Kalk, kurtulacaksın!"
Müşerref: Yazı nereden başlıyor?
Mükerrem: Birinci Cihan Harbi'nden, o zamanki adıyla Umumî Harpten. Yunus Nadi mütareke günlerini "kapkara" diye anıyor. Diyor ki, millî kurtuluş ve Cumhuriyet o kara günlerden doğdu.
Müşerref: Burada bir şey dikkatimi çekti: yazar, o günlerin acısını yaşatan Avrupa devlet adamlarına, neredeyse teşekkür edeceği geldiğini söylüyor. Çünkü o kadar ağır bir akıbetle karşılaşılmasaydı, inkılâpların bu kadar çabuk gerçekleşemeyeceğini düşünüyor.
Mükerrem: Acı bir ironi bu. Sonra Lozan'a geliyor: istiklâl mücadelesi büyük zaferle Lozan'a ve kurtuluşa götürdü, diyor. Ama Cumhuriyet'i ayrıca anıyor: Türk milleti hakikî kurtuluşun en katî senedini Cumhuriyet ile elde etti.
Müşerref: Yazının bir bölümü de kapitülasyonlar. Bugün pek duymadığımız bir kelime.
Mükerrem: Kısaca anlatalım: yabancıların Osmanlı topraklarında kendi hukuklarıyla yargılanma ayrıcalığı. Yunus Nadi'nin gözünde kapitülasyonların asıl sebebi, devletin din hükümlerini kanunlardan ayıramamasıydı. Başka dinden memleketler, kendi vatandaşlarının Türkiye'de İslâm hükümlerine göre yargılanmasına tahammül etmiyordu.
Müşerref: Yani hukukun laikleşmesi, aynı zamanda tam bağımsızlığın şartıydı.
Mükerrem: Yazıdaki fikir de bu. Ve sonra o meşhur sahne: silahlar elden alınmış, memleketin en can alıcı noktaları işgalde. Yunus Nadi bu hâli "modern Ergenekon" diye anıyor. Ve o ses duyuluyor: "Kalk, kurtulacaksın!"
Müşerref: Sesin sahibi de yazıda adıyla geçiyor: Mustafa Kemal. Yazar, Türk'ün bu sesi kendi vicdanının derinliklerinden geliyormuş gibi hemen benimsediğini yazıyor.
Mükerrem: Yazının sonu ikinci sayfaya taşıyor. Orada bir şey daha söylüyor: düşman gitti, Lozan'da istiklâl bütün milletlerce kabul edildi; ama kurtuluş yine de tam sayılamazdı. Türk'ün yalnız başka milletler karşısında değil, kendi vicdanı önünde de hür olması lâzımdı.
Müşerref: Ve yazı iki cümleyle bitiyor: "Yaşasın Cumhuriyetçi Türk milleti! Yaşasın ilk ve en büyük Cumhurreisimiz Mustafa Kemal!"
Mükerrem: İkinci sayfanın başında tarihçi Ahmet Refik'in Gazi üzerine bir yazısı var. Bir cümlesi aklımda kaldı: "Taç giymedi: Onun hiçbir taca ihtiyacı yoktu."
Müşerref: Ahmet Refik yazısına Alman tarihçi Ranke'den bir sözle giriyor: bir milletin ya da bir devrin gelişmesi, o devrin fikirlerini en güzel temsil eden büyük adamlara bağlıdır.
Mükerrem: Sonra tarihin büyük komutanlarını sayıyor: Sezar, İskender, Napolyon. Ve Gazi'yi onlardan ayıran şeyi şöyle anlatıyor: milletine yeni bir vatan, yeni bir devlet ve bir Cumhuriyet kazandırdı.
Müşerref: Moltke'den de bir tanım alıntılıyor, hoşuma gitti: "Deha, azmin ve sebatın muhassalasıdır." Yani dehâ, azim ile sebatın toplamı.
Müşerref: Şimdi aynı sayfada, o günün programına bakalım. Başlık: "Büyük Bayram nasıl tesit edilecek." Tesit, yani kutlama.
Mükerrem: Bayram bugünden itibaren üç gün, Türkiye'nin her tarafında büyük merasimle kutlanacak, diyor. Önce Ankara: Gazi Hazretleri bugün Cumhuriyetin yıl dönümü için Türk milletine hitaben bir nutuk okuyacak.
Müşerref: Bugün hepimizin bildiği o büyük nutuk. Gazete, o sabah henüz okunmamış bu nutku haber veriyor. Nutkun her yerde dinlenebilmesi için tertibat alındığını da yazıyor.
Mükerrem: Ankara'da ayrıca büyük bir geçit resmi, gece de balo var. Ve bir de güzel not: Ankara, büyük bayramı Ankara'da geçirmek isteyenlerle dolmuş.
Müşerref: Sonra İstanbul. İstanbullular şehri şimdiye kadar görülmemiş bir şekilde süslemişler. Özel kurumların yaptırdığı takların sayısı 120'yi geçmiş.
Mükerrem: Takların çoğu Beyoğlu, İstanbul, Üsküdar, Kadıköy ve Boğaziçi'nde. Evler de bayraklar, elektrik ampulleri ve defne dallarıyla süslenmiş.
Müşerref: Sabah tören Beyazıt meydanında geçit resmiyle başlıyor. Vali ve Belediye Reisi Muhittin Bey bir nutuk söyleyecek, nutuk bitince bütün mızıkalar hep birden İstiklâl Marşı'nı çalacak.
Mükerrem: Ardından askerler, mektepliler ve halk hep bir ağızdan Cumhuriyet marşını söyleyecek. Yürüyüşün sırası da yazılmış: önce ordu, sonra harp malulleri, polis, itfaiye, yüksek mektep talebesi, izciler, Hilâliahmer, Himayeietfal... sonunda esnaf ve halk.
Müşerref: Hilâliahmer bugünkü Kızılay, Himayeietfal de Çocuk Esirgeme Kurumu.
Mükerrem: Alay Beyazıt'tan Sultanahmet'e, Köprü'den Şişhane'ye, Tepebaşı ve İstiklâl caddesinden Taksim'e yürüyecek. O sırada tramvaylar işlemeyecek. Taksim'de abideye çelenk konunca resmigeçit bitecek.
Müşerref: Akşam da fener alayları. Bir kafile Harbiye mektebi ve Taşkışla'dan, bir kafile Beyazıt'tan, fenerler ve meşalelerle yola çıkıp Taksim'de birleşecek.
Mükerrem: Taksim'de Ankara'dan, Cumhuriyetin nasıl ilân edildiğini anlatan kısa bir konferans dinlenecek. Bunun için Taksim'e, Belediye ve Beyazıt meydanlarına hoparlörler konmuş.
Müşerref: Ve gece limandaki filodan ve şehrin çeşitli yerlerinden yüz bir pare top atılacak.
Mükerrem: Gece Millet sarayında bin beş yüz kişilik bir balo var. Ertesi gece de Boğaz'da, üç yüz geminin katıldığı bir deniz fener alayı.
Müşerref: Üç yüz gemi, Boğaz'da, fenerlerle. Gözümün önüne geliyor.
Mükerrem: Gazeteye kısa bir ara verelim. Bu sabahın şarkısı bayram sevincine eşlik etsin.
Müşerref: Günün şarkısı: "Seninle Her Sabah". Keyifli dinlemeler.
Mükerrem: Gazeteye döndük. İkinci sayfada İstanbul'dan küçük haberler de var, bayramın havasını iyi anlatıyorlar. Önce halk kürsüleri.
Müşerref: Bayram komitesi şehrin çeşitli yerlerine halk kürsüleri koydurmuş. Üç bayram günü sabahtan akşama kadar isteyen çıkıp söz söyleyebilecek.
Mükerrem: Köylerden de heyetler gelmiş. Her heyet bir çocuk, bir kadın ve bir erkekten oluşuyor. Onları misafir etmek için başvuran ailelerin sayısı, gelen heyetlerden çok fazla olmuş.
Müşerref: Halkevi bir de iki kağnı arabası yaptırmış: millî harpte Türk köylüsünün ve kadınının hizmetlerini canlandırmak için. Birine erzak, birine cephane doldurulacak; köy heyetleri geçit resmine bu arabalarla katılacak.
Mükerrem: Kurtuluş Savaşı'nda cepheye cephane taşıyan kağnılar. Çok yerinde bir hatırlatma.
Müşerref: Donanma da gelmiş: Yavuz zırhlısı, Zafer ve Kocatepe muhripleri ve üç denizaltı limana girip Dolmabahçe önünde demirlemiş. Yavuz'un teknesi, direkleri, bacaları ampullerle süslenmiş.
Mükerrem: Halk da bayramda bu gemileri serbestçe gezebilecek.
Müşerref: İstanbul Belediyesi ayrıca Ankara'daki Cumhuriyet abidesine konulmak üzere büyük bir çelenk göndermiş.
Mükerrem: Ve bugün de kulağa çok tanıdık gelecek bir haber: "Vapurlarda izdihama meydan verilmeyecek." Vapurlara kapasitelerinden fazla yolcu alınmayacak.
Müşerref: Gece çalışan memurlara da ayrıca gece ücreti verilecek. Bu ayrıntıyı sevdim.
Mükerrem: Bir de misafir var: Yunan hava kuvvetleri kumandanı Jeneral Adamides özel uçağıyla Atina'dan gelip Yeşilköy'e inmiş, kısa bir süre kalıp yine uçakla Ankara'ya gitmiş.
Müşerref: Şimdi en sevdiğim kısım: gazetenin kendi notu. Başlığı "10 yılın bilânçosu."
Mükerrem: Diyor ki: Cumhuriyetin on yılda yaptıklarını göstermek için gazeteyi 64 sayfa çıkardık. Ama yapılan işler o kadar çok ki 64 sayfa bile yetmedi; yazıların bir kısmı kaldı, bayramın diğer günlerinde yayımlamaya devam edeceğiz.
Müşerref: Ve okurlara bir özür: pek çok okur bayram için sayfalar dolusu şiir ve yazı göndermiş. Gazete bunları basamıyor, çünkü o zaman 64 değil 164 sayfa çıkarmak lâzım gelirmiş.
Mükerrem: Yüz altmış dört sayfa! Bayram sevincinin ölçüsü.
Müşerref: O günkü sayının içindekiler kutusu da ilginç. Yazılar arasında Köprülüzade Fuat'ın yazı, dil ve tarih inkılâbı yazısı, Belkıs Halit'in "Cumhuriyet devrinde kadınlık" yazısı, Neşet Ömer'in "Darülfünundan Üniversiteye" yazısı var.
Mükerrem: Bir de Vasfi Raşit'in "Cumhuriyetin Adliyede yaptığı inkılâp" yazısı. Hukukçu dinleyicilerimiz için ayrıca anmak istedim. Ne yazık ki ilavenin o sayfaları elimizdeki arşivde yok; yalnızca başlıklarını biliyoruz.
Müşerref: Ama başlıklar bile o günün gündemini anlatıyor: hukuk, dil, üniversite, kadınlar, demiryolu, sanayi. On yılın bilânçosu tam da bu.
Mükerrem: Doksan üç yıl önceki gazeteden bu kadar. O gün on bir yaşına basan Cumhuriyet, bugün yüz üç yaşında.
Müşerref: Kalk, kurtulacaksın, diye başlayan bir hikâye. Cumhuriyet için can veren şehitlerimizi rahmetle, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü saygıyla anıyoruz.
Mükerrem: Bu sabahki programımız Kulular Teknoloji'nin destekleri ile hazırlandı; Kulular Teknoloji'ye teşekkür ediyoruz.
Müşerref: Programımıza sponsor olmak isterseniz mukerrerfrekans.com adresinden boş bir gün seçebilirsiniz.
Mükerrem: Yarın sabah Resmî Gazete'yle yine buradayız. Bayramınız kutlu olsun!
Müşerref: Cumhuriyet Bayramınız kutlu olsun. Hoşça kalın.